SES DALGASIYLA TAŞ KIRMA

1980’li yıllarda kullanıma giren bir yöntemdir. Aslında savaş teknolojisi bir üründür. Ancak savaş için gerekeni yapamadığından tıp alanında kullanılmaya başlanmıştır.

Teknik temel olarak ses dalgalarının insan vücudunda odaklanarak üriner sistem taşlarının kırılmasını sağlamaktadır.

Ses dalgaları vücut dışında farklı yöntemlerle sağlanabilmektedir. Bu yöntem farklılıkları oluşan ses dalgalarının kalitesini ve etkisini de değiştirmektedir. Örneğin elektriğin atlaması ile oluşturulan ve odaklanan ses dalgası daha güçlü ve yaygın etkili olurken Kristal titreşimi ile sağlanan ses dalgaları daha cılız ancak daha küçük bir odağa hedefli olabilmektedir.

İşlem etkisini hemen göstermemektedir. Yani taş kırılma seansı tamamlandığında taşların kırılıp kırılmadığı çoğu zaman hemen anlaşılamamaktadır. Sonuçta bu işlem elinize bir çekiç alıp bir taşı kırma işlemi değildir. Odaklanmış ses dalgalarının taş üzerinde çok farklı etkileri vardır ve bu etkilerin ortaya çıkması 10 güne kadar uzayabilir.

Taş kırma işlemi çoğu zaman anestezi gerektirmez. Ancak dalgaların gücü arttırıldıkça hissedilen ağrı da artacaktır. Bu durumlarda anestezi gerekebilir.

İşlem sırasında hareketsiz kalmak önemlidir. Ortalama 20-30 dk süren taş kırma seansında yaklaşık 2000-3000 civarında vurma işlemi yapılabilir. Çocuklarda en çok tercih edilen yöntem olup anestezi altında uygulanır.

İşlem öncesi idrarda enfeksiyon olmadığının kanıtlanması hayatidir. Çok nadir de olsa bu işlem sonrası kana mikrop karışması nedeni ile ölümler gözlenmiştir.

İşlem sonrası bol sıvı alımı dışında uygulanması gereken özel bir önlem yoktur. Ancak kırılan taşları hasta kendisi düşüreceğinden ağrı beklenen bir durumdur. Taşın büyüklüğüne ve ses dalgalarına verdiği kırılma yanıtına göre hastaların taştan kurtulması için bir kaç seans gerekebilir. Bu süre bir kaç ayı bulabilir. Sonsuz sayıda seans uygulanamaz. Önerilen 3 seanstır. Bu istisnai durumlarda değişebilir ancak 3 seansta hastanın taşlarından kurtulamayacağı düşünülüyor ise bu işlem uygulanmaz.

Taşların kimyasal yapıları da başarıyı etkilemektedir. Her taş bu yöntemle kırılmaz. Ayrıca tam taşsızlık sağlanması da oldukça güçtür. Hastaların yaklaşık yarısında rahatsızlık vermeyecek de olsa bir miktar taş böbrekte kalmaktadır.

Çok yaygın yan etkileri olmamakla birlikte, organ ve hayat kaybı söz konusu olabilir. Yeryüzünde hiçbir tedavi yöntemi yan etkilerden arındırılmış değildir.